Salı, Eylül 12, 2006

TEKNOMANİ ÜZERİNE

Teknoloji neden kötü bir şeydir? Sorusu üzerine ‘güldürümsü’ bir yazı

Öncelikle “Teknoloji neden kötü bir şeydir?” sorusu üzerine düşünelim: Teknoloji ile yakından uzaktan ilgisi olmayan adamı bile yoldan çevirip Teknolojiden sorsanız; teknolojinin sürekli olarak ilerlediğini, teknolojisiz bir dünyanın çekilemeyeceğini, 2 dakika elektrik kesilse hayatın durduğunu vesaire uzun uzun anlatacaktır. Bugün teknolojinin kötülüğü konusunda benimle hemfikir olan hemen hemen hiç kimse yoktur; varsa bile seslerini duyuramazlar. Çünkü şu an ben dahi ekmeğini yediğim teknolojinin ardından atıp tutarken bizzat ondan faydalanıyorum, kâğıt kullanmıyorum, kalemi tutmayı unuttum, klavyenin canı sağ olsun. Yazdıklarımı posta haneye götürmüyorum e-postayı chat dışında da kullanabilme gibi bir yeteneğim..!? (Milletimiz MSN kullanmaktan e-posta göndermeyi unuttu –bu arada tuhaf bir istatistik veri: Türkiye’de 60 küsur milyon nüfusa rağmen 75 milyon MSN kullanıcısı var-.) var. Sorun şu: teknoloji bu mu? İşte burada herkesin anladığı farklılaşmakta: Kimine göre son model cep telefonu taşımak veya pahalı elektronik eşya almak teknolojiden faydalanmak iken kimine göre teknolojiden faydalanmak internette chat yapmak, porno sitelerde gezinmek, sanal çöpçatanlık sitelerinden medet ummak olabiliyor. Buraya kadarkiler çoğunluğu oluşturuyor, inkâr etmeyin hemen yine internete bakın. Teknolojiyi kullanmanın bundan daha iyi olan yorumu ise internetin ve bilişim dünyasının nimetlerinden faydalanmak, e-posta alıp göndermek, web sitesi kurmak, kahve yudumlarken internetten haber okumak (ve kahveyi klavyeye içirmek). Bu gözü kör olası internet yüzünden neredeyse teknoloji denilince kimsenin aklına tıbbı cihaz teknolojileri, yeni imalat veya tarım metotları gelmiyor. Şimdi benim teknoloji tanımıma gelelim: Bu tanım bir ölçüde teknolojiden nefretimi ancak ona olan bu nefretime rağmen dermansız tutkumu da açıklayacak. Merak etmeyin bu tanım hiç kişisel değil, benim durumumda olan teknomanyak, teknokolik, teknoperest bir sürü insan var. Bu tekno ön ekli kelimelerin tamamını da Türkçe’mize çok da lazımmış gibi ben ekledim.

Şayet standart bir bilgisayar kullanıcısı olmaktan çıkmışsanız ve yabancı dil sorununuz yoksa artık internet dünyasının fatihi sizsiniz. (Bunu ilkin öyle zannediyorsunuz). Bir de yazılım, donanım, web gibi sektörlere ilginiz varsa sürekli internet bağlantınız da olduğunda kimse sizi bilgisayar başından kaldıramaz. Pek tabii ki muzır dostlarınız sizin bu durumunuzu hiçbir zaman anlayamayacak akşama kadar chat yaptığınızı (nasılsa İngilizceniz var bilgisayar başına oturan tüm dünya kızları da sizi bekliyor ya) ya da oyun oynadığınızı düşünceklerdir. Oysa siz program indiriyor, yabancı uzmanlarla yazışıyor, bir şeyler karalıyor, bir şeyler tasarlıyor, sanal alemde kendi yerinizi bilerek bilmeyerek oluşturmaya çalışıyorsunuz. Eğer “Google’de adımı yazınca bilmem kaç sayfa çıksın ve bunların tamamı ben olayım” diyorsanız siz de ya mevzubahis tayfadansınız ya da öyle olmak üzeresinizdir. İsterseniz en büyük hacker olun isterseniz dev gibi portalınız olsun isterseniz internetten milyarlar kazanın, zor bela PC’nizin güç düğmesini kapattığınızda ya da daha iyi bir ihtimal olarak elektrik kesildiğinde her şey o kırılası camın ardına gömülüp gider. Bugün hapse giren hacker’lar bile kendi halinde adamlardır. Bu sanal alem sizi şu haliyle kara hummalı durumuna sokar. Harikalar da yaratsanız normal yaşamınızda bu durum sizlere bir tatmin duygusu yaratmadığından bir türlü de içiniz rahat etmez. Öyle ki evinizin bozuk musluğunu tamir etmek veya gıcırdayan kapılarınızın menteşelerini yağlamak bile artık internette gösterdiğiniz kerametlerden daha çok tatmin edici oluverir. Örnek: Google’da Suat ATAN yazıp arattırın bir sürü ıvır zıvır çıkacak, şu çoban olan Suat ATAN hakkında bir haber haricinde (o ben değilim herhalde) tamamı benim. Ne oldu, başım arşa mı değdi.

Bu tatminsizlik ve sonu gelmeyen üretme duygusu artık gereksizlik düzeyinde işler yapmaya yönlendirir sizi. Mesela: web sayfaları kesmemeye başlar wap sayfalarına el atarsınız. Elbette gereksiz nasılsa kimse girmez çünkü sizin kişisel wap sayfanızın hiçbir ergonomik değeri yoktur.

Eminim bu neşvelerden geçmemiş okurlarım, buldu da bunadı diyebilir. Değerli okuyucu şunu bil ki şu teknoloji dedikleri bildiğin gibi değil, “frenk teranesi”, neymiş uydudan her yeri izliyorlarmış, neymiş marsa çıkıyorlarmış. Şu uydudan izleme mevzusu zaten aldı başını gitti; alın işte GoogleEarth artık Sarı Çizmeli Mehmet Ağa da uydudan izleyebiliyor her yeri. Ne oldu, mutlu edebildi mi kendisini.

Öze dönelim: kanaatimce kar amaçlı üretime yönelik olmayan her türlü teknoloji uğraş toplum bireylerinin sosyal yönlerini köreltmeye, hatta aile yapısını bozmaya adaydır. Bilgisayar yüzünden boşanan eşlerin haberlerini artık 2. sayfa haberlerinde daha çok okuyacağımızın kehanetini şimdiden yapmış olayım. Yani evlerin içine kadar kurulan kablosuz ağlar, neredeyse bir çamaşır makinesi işlevi eksik olan cep telefonları, plazma TV’ler DVD okuyucular… Tamamı bireylerin toplumdan kopması için yeterli sistemlerdir. Bu sistemleri ölçülü kullanacak pek az insan vardır. Sonuçta yukarıda internet fatihlerinden bahsederken anlattığım gibi: siz ister internetten dünyayı kurtarın, ister akçama kadar Counter-Strike denen (daha oynamadım) oyunu oynayın, ister sabaha kadar chat yapın; dışarıdaki sosyal yaşamdan kopmakta, yaşamınız üzerine düşünmeyi unutmaktasınız. Kanaatimce o yerden yere vurulan kahvehaneler bile şu internet denen meretten daha çok insanidir. Çünkü okey veya yüzbir gibi hastalık yapan oyunlarda bile siz sosyalliğinizi kaybetmemekte “gerçek insanlar” ile mücadele etmektesiniz. Ancak internette tanıdığınız milyonlarca insan kimler olurlarsa olsunlar; bir çay bile içemediğiniz insanlar olarak kalmaya ve öldüklerinde bütün internet dostlarından habersiz göçüp gidivermeye mahkumdurlar. Malum öbür dünyada MSN olmadığı için: “Slm,nbr, ben öldüm knka, şuanda münker nekirle chatleşiyorum, durmadan soruyorlar,seninle sonra görüşsek, hadi ben çevrimdışıyım” diyemeyeceklerine göre sessiz sedasız ölüp gideceklerdir. Yani geri dönüşüm kutusuna atılan bir dosya ile internette yakinen tanıdığınız bir nickname’nin kaybolması arasında bir fark kalmayacaktır

İşte bu yüzden bir teknomanyak olduğum halde teknolojiden bu kadar nefret ediyorum. Bir çoban olarak hayatımı idame ettirmek daha cazip gelmeye başladı. Javaydı, Webmaster’cilikti, Veritabanıydı, MySQL’di, XML’ydi, AJAX’tı derken evimde bir bardak çayı ağız tadı ile içemez oldum. İnanın konuşmayı bile unutuyor insan.

İşte bu yazıyı bitirdikten sonra, koltuğa oturup yaşlılarımız gibi saatlerce hiçbir şey yapmadan oturacağım. Tespih çekecek ya da türkü söyleyeceğim. Bilgisayara virüs bulaşır inşallah (Teknolojik beddua). Umarım bu yazıyı okuduğunuz zaman bilgisayar dışında bir şeylerle uğraşıyor olurum.

Hiç yorum yok: